Sağlık
11 Nisan 2016

Göz testleri Alzheimer hastalığını doğru tahmin edebilir mi?

65 yaşın üzerindeki her dokuz kişiden birinde Alzheimer hastalığı olduğunu biliyor muydunuz? Alzheimer, tedavisi olmayan, hasta yakınlarının refahını ve sağlığını önemli ölçüde etkileyen yıkıcı bir hastalıktır. Araştırmacılar, Alzheimer hastalığının erken tanısının yanı sıra, bu tedavi edilemez beyin hastalığına yakalanma riskinin kimlerde yüksek olabileceğini tahmin edebilmek için çalışmalar yapmaktadır.

Neden Alzheimer hastalığı çok yaygın?

Alzheimer hastalığının yaygın olmasının nedeni bu hastalığın yaşlanmakta beraber görülmesi ve insan ömrünün gün geçtikçe artmasıdır. İlerlemiş yaş bu hastalık için en büyük risk faktörüdür.

Birçok vakada bilişsel gerileme belirtileri başlamadan Alzheimer teşhisi konamamaktadır. Bilişsel gerilemenin en yaygın belirtileri hafıza problemleri, karışıklık, kötü yargılama becerisi, aşırı unutkanlık, konuşma ya da yazma güçlüğü, rutin görevleri yerine getirmekte zorlanma ya da kişilik değişiklikleridir. Araştırmacılar, basit bir göz muayenesi ile diğer belirtiler ortaya çıkmadan önce alzheimer hastalığının erken dönemlerinde teşhis konabilmesini sağlamaktadır. Ayrıca tecrübeli hasta bakıcılar erken teşhis konması açısından önemli paya sahiptir.

Göz testi neden önemlidir?

Alzheimer hastalığında teşhis ne kadar erken konulursa, hastalığın tedavisine de o kadar kısa sürede başlanılabilir. Göz retinasının incelenmesi Alzheimer, Parkinson gibi sinir sistemi hastalıklarının teşhisini kolaylaştırmaktadır. Çünkü bu tür hastalıklar yalnızca beyinde hasar yaratmaz. Meydana gelen hasar, aynı zamanda göz retinasının katmanlarında da kendisini gösterir.

Erken Teşhis ile Bir Çok Önlem Alınabilir

Erken teşhis için yapılması gereken işlemler oldukça kolaydır. Öncelikle OCT adındaki özel bir cihaz sayesinde göz retinasında tarama işlemi yapılır. Daha sonra FAF adı verilen birtakım yöntemlerle, pek çok hastalığın teşhisi yapılabilir. Bu işlemlerin önemli olmasının bir nedeni daha vardır. Alzheimer gibi hastalıklar, ne yazık ki hastalığın başında teşhis edilmediğinden zaman içerisinde ilerler. Hasta artan belirtilerin ışığında, belki de hastalığın en ileri safhasında kendisini görmektedir. Halbuki OCT cihazı ve FAF tetkikleri sayesinde, hastalık belirtileri ortaya çıkmamışken teşhis konulabilir. Bu yüzden göz testi önemlidir.

Bu göz testine özgün olan şey nedir?

 

Söz konusu testte, ışığa duyarlı olan gözün arka kısmındaki retinada yer alan kan damarlarının genişliğini ölçmek için özel bir yazılım ve dijital fotoğraf özelliğine sahip bir kamera kullanılmaktadır. Alzheimer hastalığı bu özel yazılım ve kamera kullanılarak ortaya çıkarılabilmektedir.

Bu yöntem Alzheimer hastalığını erken tespit etmek için kullanılan ilk tarama aracı değildir. Bir görüntüleme çalışması olan B pozitron emisyon tomografisi veya PIB-PET, beyinde Alzheimer hastalığında karakteristik olan beta-amiloid plakları aramak için kullanılabilir. Ne yazık ki, bu görüntüleme çalışması bir tarama aracı olarak kullanmak için oldukça pahalıdır ve pratik değildir. Araştırmacılar göz muayenesi ile bulunan retinal değişikliklerin PIB-PET bulguları ile uyumlu olduğunu işaret etmektedir.

Böyle tarama araçları faydalı olsa da, Alzheimer hastalığının kesin tanısını yapmak için uygulanabilecek tek yöntem, ancak hastanın ölümünden sonra yapılabilecek olan beyin otopsisidir. Özellikle diğer belirtilerle birleştirildiğinde ve PIB-PET görüntüleme ile desteklendiğinde olası Alzheimer için bir göz muayenesi şeklinde bir retina tarama çalışması yapmak erken tanı için yararlı olabilmektedir.

Ne yazık ki, Alzheimer teşhisinin erken konulması ve tedaviye zamanında başlanması hastalığın seyrini değiştirmeyebilmektedir. Erken tanı hasta ve ailesi için çok önemlidir, böylece hasta için uygun bir plan yapılabilir. İhtiyaç halinde hasta bakıcı ayarlanabilir. Araştırmacılar bir kişinin tedavisine ne kadar iyi cevap verebileceğini tahmin edebilmek için biyo belirteçleri bulmaya çalışmaktadır. Alzheimer hastalığı için en etkili tedavi semptom yönetimi olmakla birlikte, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilen ilaçlar da mevcuttur.

Ayrıca Hindistan ve Tayland’ta da yemeklerde yaygın olarak kullanılan kurkumin ve zerdeçal isimli baharatlarda yer alan bir madde, Alzheimer hastalığı için doğal tedaviler arasında yer aldığına yönelik bir araştırmalar da mevcuttur. Bu bitkilerin anti-enflamatuar etkisi olup, beyninde Alzheimer hastalığı ile bağlantılı beta-amiloid plaklarının ve diğer proteinlerin birikmesini azalttığı bilinmektedir.

 

Alzheimer hastalığına yakalanmamak için nelere dikkat edilmelidir?

Yapılan araştırmalara göre dünyada, neredeyse 5 milyondan daha fazla kişinin Alzheimer hastası olduğu biliniyor. Her yıl ortalama 5 milyon insan, Alzheimer hastası olmaktadır. Yaşın ilerlemesiyle birlikte kendini gösteren bu hastalık, sonrasında zorlu bir süreci beraberinde getirir. Hastalığın erken tanısı, tedavi süreci için oldukça önemlidir. Peki Alzheimer hastalığına yakalanmamak için ne tür öneriler bulunuyor?

Mevsimine uygun sebze ve meyveleri tüketmeye çalışın

Meyve ve sebzelerin taze olması, mevsimine uygun olarak tüketilmesi gerekir. Hazır gıdalar yerine doğal yiyecekleri tercih ederek, beyin hücrelerinin kendisini yenilemesine katkıda bulunabilirsiniz. Böylelikle bu sinsi hastalığa yakalanma riskiniz, diğer kişilere göre çok daha az olacaktır. Şekeri ise hayatınızdan uzak tutun. Vücudunuzun şeker ihtiyacını meyvelerden veya bal gibi doğal şekerden karşılayabilirsiniz. Bal konusunda ise dikkatli olmakta yarar bulunuyor. Piyasadaki sahte balların içerisinde şeker bulunduğu için, aldığınız balın doğal ve güvenilir olmasına dikkat etmelisiniz.

Yemeklerinizi düşük ısıda pişirmeye özen gösterin

Ne yazık ki pek çok yiyecek, yüksek sıcaklığa maruz kaldığında doğal yapısını kaybedebilir. Hem yemeklerin vitamin değerlerini koruması hem de daha sağlıklı olması açısından yapılabilecek birkaç şey bulunuyor. Bunların başında, doğru pişirme yöntemini tercih etmek geliyor. Buğulama, ızgarada pişirme, haşlama gibi yöntemleri tercih ederek; daha sağlıklı yiyecekler tüketebilirsiniz. Yemeklerle ilgili diğer bir detay, kullandığınız kaplardır. Zararlı kimyasalları içeren kaplar, kanserojen etki yapar. Bu durum ise hastalıkları tetikler. Bunun yerine mümkünse çelik, cam ya da porselen kaplarını tercih etmelisiniz. 

 

Yoğurt, sirke ve turşu hayatınızda olsun

 

Doğal bir antioksidan olan yoğurt, içerisinde olan faydalı bakterilerle birlikte Alzheimer riskini azaltmaktadır. Aynı durum sirke ve turşu gibi besinler içinde geçerlidir. Turşunun içinde bulunan sarımsak ise doğal bir antibiyotiktir. Hastalıklar karşısında ilaç kullanmak yerine, bu tür doğal besinleri tercih etmelisiniz.

Egzersiz yapmayı rutin haline getirin

Pek çok hastalığın altında, fazla kilolar bulunur. Hareketsiz bir yaşam, zamanla hastalıklara davetiye çıkartır. Fakat her gün yapacağınız 30-60 dakikalık egzersizlerle, çok daha sağlıklı bir hayata kavuşmanız mümkündür. Egzersizleriniz esnasında açık havada olmanızı tavsiye ederiz. Sağlıklı bir vücut için tenin güneş ile temas etmesi oldukça önemlidir. Egzersizin ise uyku düzeni ile desteklenmesi gerekir. Uyku düzensizliği, yaşlanmanın başlıca nedenlerinden bir tanesidir. Bu yüzden uzmanlara göre, her gün ortalama olarak 7 saat uyumalısınız.

Göz testi yaptırın

Araştırmalara göre göz testi sayesinde, Alzheimer hastalığının tanısı 10-15 yıl öncesinden konulabiliyor. Bu durum ise Alzheimer hastası olma riskini taşıyan kişilerin, hayat rutinlerini yeniden düzenlemesi için büyük bir avantajdır. Göz testi yaptırarak, hastalığın erken tanısıyla birlikte tedavi sürecine başlayabilirsiniz. Unutmayın ki her şeyin başı sağlıktır. Bu yüzden sağlıkla ilgili hekim kontrollerinizi aksatmamalısınız.

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?
İlginizi Çekebilecek Benzer Yazılar