Genel Bebek/Çocuk Bakım
21 Şubat 2017

Ağlayan Çocuğa Telefon ve Tablet Vermenin Etkileri

Çocukların oyun oynamak yerine telefon ve tablet kullanması teknoloji uzmanı pedagogların üzerinde titizlikle durduğu ve aileleri uyardığı konuların başında geliyor.

Teknoloji hayatımınız içine o kadar girdi ki artık onsuz yaşayamayacağını düşünen bireyler ortaya çıktı. Teknolojik aletler içinde de telefon ve tabletin yeri ayrı. Çünkü bunlar her zaman el altında olan ve gittiğimiz her yere götürebildiğimiz aletler. Ayrıca telefon çok önemli bir ihtiyaç olan iletişim ihtiyacımızı da karşılıyor.

Gelişen teknoloji sebebiyle kişilerin en büyük ihtiyaçlarından biri akıllı cihazlar oluyor. Telefon bir ihtiyaç ama “akıllı telefon” diye tabir edilen nesne bu ihtiyacın ötesinde bir cep bilgisayarı görevi görüyor. Postalarımızı kontrol etmekten sosyal medya paylaşımlarına, sözlük gibi faydalı programlardan oyunlara kadar birçok farklı işi bu aletler ile gerçekleştiriyoruz.

Telefon ve tablet ile tüm işleri yönetirken bütün gün bunları kullanarak vakit geçirmek mümkün. İnsanlar her geçen sene daha fazla zamanlarını akıllı cihazlarını kullanırken harcıyorlar.

Akıllı cihazlar sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

Telefon ve tablet gibi akılı cihazlar bilinçli kullanılmazsa birçok sağlık sorununa davetiye çıkartıyor. Yaydıkları radyasyondan kaynaklı problemler, bilekler ve parmaklar üzerinde, uzun zaman kullanımdan kaynaklı yarattığı olumsuz etkiler, boyun kasları üzerindeki etkisi, omirlik üzerindeki etkileri, gözlere ve uyku kalitesine etkisi… gibi, birçok başlıkta sayılabilecek sağlık sorunları uzun süre telefon kullanımı sonucu ortaya çıkabilmektedir.

Akıllı cihazlar elbette doğru kullanımda verimli sonuçlar elde edilmesini sağlıyor ancak çoğu zaman maalesef yanlış bir şekilde kullanılıyor.

Son yıllarda sıklıkla ebeveynler ve çocukların teknolojiyi yanlış bir şekilde kullandığı gözlenmiştir. Neredeyse her çocuğun elinde tablet olması bu duruma işarettir. İnternet ve teknoloji bağımlılığı artık bir hastalık sayılıyor. Gençler interneti; ekmek, su gibi bir temel ihtiyaç olarak görüyorlar. Gerçek dostlukların yerini sosyal medya arkadaşlıkları almaya başladı. İnsanlar güzel bir şey gördüklerinde tadını çıkaracaklarına, fotoğrafını çekip, sosyal medyada paylaşıp “beğeni” almasını bekliyorlar. 

Çocuklar teknoloji karşısında savunmasızlar.

Anne babalar telefon ve tablet gibi cihazlarla oyalanırken çocukları da onları izliyor. Bu ilgi çekici şeyin ne olduğunu, insanların dakikalarca neye baktığını merak ediyorlar. Bu “oyuncak”ı almak için çabalıyorlar ve başarısız olunca da ağlıyorlar. Burada çok kritik bir hata yapılıyor. Telefon çocuğun eline geçiyor. Telefonun yaydığı zararlı ışınlar sebebiyle, biyolojik zararları çocuk üzerinde yetişkinlerden daha fazla etkili olacaktır. Ayrıca çocuğun zihinsel ve duygusal gelişimine zararı da yadsınamayacak boyutta olacaktır. 

Her şeye rağmen son zamanların trendi “ağlayan çocuğa telefon vermek”.

Çocuk canı sıkıldığı zaman da, acıktığı zaman da, altı ıslandığında da, gezmek istediğinde de ağlar.  Ebeveynler de imkân ölçüsünde çocuklarının taleplerini gerçekleştirirler. Ağlayan çocukları susturmak adına anne ve babaların telefon, tablet vb mobil cihazı çocuğun eline tutuşturması normal karşılanacak kadar yaygınlaşmış durumda. Uzmanlar bu duruma dikkat çekerek teknoloji konusunda şüpheci adımlar atılması gerektiğini söylüyor ve çocukların teknoloji kullanmadan önce bilinçlendirilmesi gerektiğini ifade ediyorlar.

7 yaşından önce teknolojik aletlerle çocuğu tanıştırmamak psikologlar tarafından tavsiye edilse de, telefon bebeklerin bile elinde. 

Yeni doğan bir bebeğin büyüme çağında mobil cihazlar ile yetiştirilmesi son derece yanlış bir davranış kabul ediliyor. Ebeveynler henüz mama çağındaki bebeklerini telefon ve tabletlerle tanıştırarak çocukların zihinsel ve sosyal yönüne ket vuruyor.

Yemek yemeyen, ağlayan, ''susturulamayan'' çocukların mobil cihazlarla avutulmaması gerekiyor. Çocukların özellikle üç yaşına kadar, televizyon dâhil teknolojiden mümkün mertebe uzak tutulması uzmanlar tarafından tavsiye ediliyor.

İlk üç yaş çocuk gelişimi için çok önemli.

 İlk üç yaş çocukların sosyal ve duygusal gelişimi şekillenir, dil becerisi gelişir. Bu dönemde mobil cihazlar ve televizyon çocuk üzerinde olumsuz etki yapar. Çocukların teknoloji ile tanışması okul öncesi dönemde sınırlı zaman dilimleri ile gerçekleştirilmelidir. Günlük 15 ila 30 dakika arası sınırlama, teknoloji konusundaki kullanımın bilinçli olmasını sağlar. Elbette mobil cihaz ile geçirilen vakit veya televizyon izleme zamanları yetişkin kontrolünde olmalıdır.

Yapılması gereken çocuklarla oyun çağında iken oynamak ve ileriki yaşları için de bilinçli teknoloji kullanımını öğretmek.

Okul öncesi dönem oyun çağıdır. Bu dönemde çocuk oyun oynayarak öğrenir. Çocuğun koşması, bir yapbozu birleştirmesi, parkta yürümesi, park oyuncaklarına binerken kendine sıra gelmesi için beklemesi, salıncağı bir arkadaşı ile paylaşması, bir böceği kovalaması hep çocuğu geliştiren etkinliklerdir. Çocuklar dinlerken, bakarken, incelerken hep bir şeyler öğrenirler. Bu sebeple onların aktif bir yaşam içinde büyümeleri gerekir. Bir ekran karşısında geçirilen zaman onlar için kayıp zamandır.

Anne babalar çocukları ile zaman geçirmeli ve oynamalılar ya da…

Anne babalar çocukları ile zaman geçirmeli ve oynamalılar ya da buna vakitleri imkan vermiyorsa yardım almalılar. Özellikle çalışan anne babalar için gün içinde çocukla ilgilenme imkanı olmadığı bir hakikat. Bu durumda, iyi ihtimalle, anneanne, babaanne veya bakıcı elinde büyüyen çocuk; park ve bahçede koşuşturarak, oyuncakları ile oynayarak, biraz da televizyon seyrederek günü geçirir. Yemek, uyku derken akşam olur.

Diğer bir ihtimal de çocuğu avutmakta güçlük çeken aile büyükleri veya bakıcı onu televizyon karşısına oturtur. İstediği programı veya çizgi filimi bulamayan çocuk yine ağlar ve telefon veya tablet vasıtasıyla susturulur. Çocuk bunu öğrenmiştir.

Üçüncü bir ihtimal var ki; o da bir profesyonelden oyun yardımı olmak. Çocuğunuzu teknolojik aletlerden uzak tutarak, oyun ile öğrenmesini sağlayacak olan oyun ablası.

Oyun ablaları anne babalara nasıl yardım edebilir?

Oyun ablaları, çocuklarla birebir ilgilenerek, onların belli becerileri kazanmasını sağlayan ve onlara keyifli bir şekilde öğretmenlik yapan kişiler. Oyun içerisinde öğrenmeyi gerçekleştiriyorlar. Genelde üniversite öğrencisi olup, çocuk gelişimi veya psikoloji bölümünde okuyan öğrencilerden oluşuyorlar.

Anne babalar bu hizmeti veren kişileri bir araya getiren, www.evdekibakicim.com  gibi sitelerde arama yaparak; istediği şehirde ve istediği özellikte oyun ablaları arasından seçim yapabilir. Küçük çocukla oyun oynanmasından, ona bir dilin öğretilmesine, bir enstrüman çalma eğitiminden, ödevlerine yardım edilmesine kadar birçok alanda oyun ablası ve abisi hizmeti alınabilmektedir.

 Oyun ablaları kod öğrenme teknikleri ile bilinçli teknoloji kullanımını öğretebiliyor.

 Çocukların küçük yaşlarda telefon ile meşgul olması problemli bir durum olsa da büyüdükçe bu konuda onu engellemek imkan dışında olacaktır. Bu sebeple çocuklara bilinçli teknoloji kullanımını öğretmek gerekiyor.

Çocukların teknoloji ile geçireceği zamanı verimli ve öğretici aynı zamanda eğlenceli hale getirmenin yolları bulunuyor. Dünyada temelleri atılmış ve yaygınlaşmış olan ülkemizde ise çalışmaları yapılan kod yazma eğitimleri küçük çocukların hayal gücünü, zihinsel gelişimini desteklemek, çocukların bilgisayar ve akıllı cihaz kullanımını bilinçli bir şekilde yönlendirmek amacıyla verilmeye başlanmıştır. Çocuk bakıcısı ve oyun ablası hizmetleri dahi bu yönde şekillendirilmiştir. Genç üniversite öğrencileri tarafından verilen oyun ablası hizmeti teknoloji ile buluşturuluyor. Oyun ablaları çocuklara eğlenceli bir şekilde kod yazmayı öğretebiliyor.

Çocuklarınızın teknoloji ile tanıştırmak için en verimli ve ideal yol EvdekiBakıcım'ın oyun ablaları olabilir. Size en uygun oyun ablasını bulmak için tıklayın

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?
İlginizi Çekebilecek Benzer Yazılar