Günümüzde çalışan annelerin en büyük problemlerinin başında, kendileri işteyken çocuklarına bakacak doğru kişiyi bulabilmektedir. Bu noktada ailelerin karşısına anneanne-babaanne, yakın bir akraba, bakıcı, kreş gibi seçenekler çıkmaktadır. Özellikle 0-36 ay arasında çocuğun ev ortamında olması tercih edilmektedir. Her ailenin bakım verecek kişi olarak anneanne-babaanne ya da yakın bir akraba seçeneği olmamakta ve bu sebeple çalışan anne baba bir bakıcı arayışına girmektedir. Çocukluğun ilk yıllarının çocuğun gelişimindeki önemi göz önüne alındığında, güvenilir bakıcı seçimi büyük önem taşımaktadır. Bakıcı seçiminde dikkat edilecek konulara geçmeden önce çocuğun ilk yıllarda bakım veren kişi ile kuracağı ilişkinin önemine Uzm. Psk. Dan. Ulviye Akyol’un yayımlanan bir yazısında görüşlerine değinmekte fayda var.

“Bağlanma kuramcısı Bowlby’ye göre çocuk ile bakıcısı (ki bu genelde annedir) arasında oluşan bağın; çocuğun benlik kavramı ve sosyal çevre ile ilgili algılarının gelişimi üzerinde büyük etkisi vardır. Bağlanma doğumdan 1 yaşa kadar oluşur ve 3 yaşa kadar gelişimini sürdürür. Bowlby’nin kuramına göre bakım veren kişi ile kuracağı bağlanma ilişkisinin çocuğun sosyal ve kişilik gelişime büyük etkisi vardır. Öyle ki kurulan ilk bağlanma ilişkisi yetişkinlikte kurulacak olan yakın ilişkileri dahi etkilemektedir. Bağlanma ilişkisinin kalitesini bakım veren kişinin çocuğun ihtiyaçlarını zamanında ve yeterli düzeyde karşılayabilmesi, çocuğa değerli ve güvende olduğunu hissettirebilmesi belirlemektedir. Bakım veren kişi ile çocuk arasında güvenli bağlanma kurulabildiğinde; çocuk dünyayı, kendini keşfederken bağlanma figürünü (anne ya da bakım veren kişi) güvenli bir üs olarak belirleyecektir.

Bebekle kurulacak güvenli bağlanmanın temellerini bebeğin kendini güvende hissedebilmesi, ihtiyaçlarının karşılanabilmesi, sevilmeye değer olduğunu hissedebilmesi; bakım veren kişinin bebeğe yönelik algı ve davranışları belirlemektedir.

Bebeklikte kurulan bağlanma biçimi kişinin tüm yaşamını etkileyecektir. Kişinin bağlanma tarzı tüm yaşamı boyunca kendilik algısını, iş hayatını, eş seçimini, yakın ilişkideki rolünü, aile içi ilişkilerini, eğitim hayatını, meslek seçimini etkileyecektir. Bağlanma tarzının bu kadar önemli olması bakıcı seçiminde dikkatli olunması gerektiğini karşımıza çıkarmaktadır.”

Bu sebeplerle bakıcı seçimi yaparken;

  • Bakıcının güvenilir bir kişi olduğuna dair araştırma yapın.
  • Bakıcının kişilik özelliklerine dikkat edin.
  • İşe başlamadan 2-3 hafta önce hem bebeğin alışma sürecini desteklemek hem de bakıcı ile bebeğinizin iletişimini gözlemlemek için bakıcı ile vakit geçirin.
  • Bakıcıdan beklentiniz konusunda anne baba olarak hemfikir olun. Sadece bebekle ilgilenecek bir bakıcı mı arıyorsunuz yoksa ev işlerine de yardım etmesini istiyor musunuz? Tam zamanlı bakıcı mı istiyorsunuz yoksa yarı zamanlı bakıcı mı?
  • Her türlü koşul ve şartı en başından netleştirin. Görev tanımı yapın.
  • Sık bakıcı değiştirmemeye özen gösterin.

 

Tecrübeli bakıcı belirlendikten sonra anne ile bakıcı bir süre birlikte çocukla ilgilenmelidir. Bu süre 1 aydan az olmamalıdır.

Bakıcı seçimi yapıldıktan sonra önem vermemiz gereken başka konular karşımıza çıkmaktadır. Artık ailede yeni bir üye vardır: Bakıcı. Bebek için önemli bir bağlanma figürü olan bakıcı aile ilişkileri içinde önemlidir.

İyi bir bakıcıda bulunması gereken özellikler;

  • Bebek bakımı konusunda deneyimli ve özverili olması
  • Sorumluluk sahibi olması
  • Çocukları sevmesi
  • Dürüst ve güvenilir olması
  • Güler yüzlü, sakin, huzurlu, şefkatli ve sevecen olması
  • Sabırlı ve dikkatli olması
  • İletişim becerilerinin iyi olması
  • Eğitimli ve çocuk gelişimi hakkında bilgi sahibi olması
  • Düzenli aile yaşantısına sahip olması
  • Ailenin düzenine ve kurallarına ayak uydurabilmesi
  • Sigara ve alkol kullanmaması ve
  • Uzun süreli olarak bu işi yapabilecek olması

 

İyi bir bakıcıda bulunması gereken özellikler arasında saydığımız “uzun süreli bu işi yapabilecek olması” konusu sık bakıcı değiştirme konusunu gündeme getirmektedir. Bağlanmanın önemi göz önüne alındığında sık bakıcı değiştirmek çocuğa zarar vermektedir. Mesela çocuk, mümkünse, hep aynı oyun ablası ile oynamalıdır. Bir çocuk için en önemli şeyin bağlanma ve güvenlik duygusu olduğunu unutmamak gerekir. Anne babalar küçük yaştaki bebeğin etkilenmeyeceğine, çok küçük olduğu için zaten anlamayacağına yönelik yanlış bir düşünce içine girebilirler. Hâlbuki sık bakıcı değiştirme konusunda bebekler bile olumsuz etkilenebilmektedir. Bu sebeple şartlar elverdiği ölçüde bakıcı değişikliği sık yapılmamalıdır. Çok sık olan değişikliği önlemek için çocuk bakıcı firmaları ile çalışılabilinir. EvdekiBakıcım'ın uzman kadrosundan bu konu hakkında da gereken bilgileri alabilirsiniz. 

 

Anaokulları mı yoksa evde bakım mı tercih edilmelidir:

 

Anaokulu nedir? Anaokulu, çocukların kendi yaş grupları içerisinde bir ya da bir kaç sınıfta, eğitimli öğretmenlerin gözetiminde, okul öncesi eğitim programları çerçevesinde eğitim aldıkları, oyun oynadıkları özel veya devletin açmış olduğu kuruluşlardır. Bazıları, çocukları iki yaşından itibaren kabul ederken bazıları da üç yaşından önce kabul etmez; hatta bu çocuklarda tuvaleti kullanabilme, kendi başına yemek yiyebilme gibi bir takım beceriler ararlar.

Avantajları:

  • Eğitimli ve deneyimli kişilerce bakım olanağı,
  • Yaşıtlarıyla oynama olanağı,
  • Yaşına ve seviyesine göre uygulanan program,
  • Özellikle sağlık, güvenlik ve programla ilgili diğer konuların ilgili yönetmelikler çerçevesinde denetlenmesi,
  • Çocuğunuzun sürekli gözetim altında olması,
  • Oyuncak ve malzeme çeşitliliği

 

Dezavantajları:

  • Uygun bir sağlık politikası söz konusu değilse (oyuncaklar her gün temizlenmiyor, sınıfların temizliği aksıyor, mutfakta ve tuvalette gerekli temizlik ve hijyen sağlanmıyorsa, gıdaların temizliğine özen gösterilmiyorsa) hastalanma olasılığı yüksektir.
  • Çocuğun seviyesini aşan ve sıkı tutulan bir program uygulanıyorsa çocuğunuzun kendisini tüketmiş ve yetersiz hissetmesi beklenebilir. Bu da erken dönemde okuldan soğumaya yol açabilir.
  • Öğretmenlerin eğitim düzeyleri düşükse (en azından meslek yüksek okullarının anaokulu öğretmenliği bölümünden mezun olmuş olmaları gerekir) bu çocuğunuzun alacağı eğitimde olumsuz etkiler yaratabilir.

 

En önemlisi eğitimi ne olursa olsun, çocuk seven öğretmenler görev yapmıyorsa, bu konu çocuğunuzun gelişimindeki belki de en büyük olumsuz etken olacaktır.